Hayatı Aşan Gerçeklik ve Bazı Teklifler

Hayatı Aşan Gerçeklik İçin Bazı Tespit ve Teklifler

Dr. Osman ARSLAN

 

Sosyal Medya, çağımızın yeni medyası olarak iletişimde ileri bir aşamayı ifade eder. “Bir günlüğüne bir gün herkes meşhur olacak.” sözünü adeta ispat için doğmuş gibidir. Her aktörün kahraman olduğu bir “yeni dünya” mecrasıdır. Avatarlarımızın hareket ettiği bir paralel evren gibi artık hayatın da aktığı bu alanın reel dünyayı aştığı konuşulmaktadır. Öyleyse gerçek hayatta olduğu gibi sanal dünyada da bazı etik, norm ve sınır arayışları da olması doğaldır.

Yeni Medya ve Etik

Yeni medya dediğimiz Facebook, Twitter, İnstagram, Youtube, Periscope, Myspace… gibi sosyal paylaşım ağları da kendine özgü ve derinlikli bir etik sorunu taşımaktadır. Yeni medyanın salt etikle kalmayıp güvenlik ve mahremiyet bağlamından da bakarak sorgulanması gerekmektedir.[1]

Birçok mesleğin etik ilkeleri uzun bir zaman içerisinde olgunlaşmıştır. Bununla birlikte yeni medyanın uzun bir geçmişi yoktur. Ancak iletişim ve medya etiğinin kazandığı birikime yaslanarak yeni medya etiğini de konuşmak artık mümkündür, hatta gereklidir.

Etik İlkeler Neler Olabilir?

Türkiye Bilişim Derneği tarafından açıklanan sosyal medyayı kapsayan yeni iletişim teknolojileri bağlamında genel kabul gören etik ilkeler benimsenebilir niteliktedir:

 “- Toplumun ve insanlığın daha iyi şartlar altında yaşamasına katkıda bulunmak,

– Zarar verici davranışlardan kaçınmak,

– Telif ve patent haklarını da içeren mali ve manevi haklara saygı göstermek,

– Dürüst ve güvenilir olmak,

– Sadece izin verildiği sürece bilgileri otomatik işleme tabi tutulmuş kaynaklara erişimin sağlanması,

– Gizlilik ilkesine saygı gösterilmesi. “[2]

Öte yandan Türkiye Bilişim Vakfı da hazırladığı “Bilişim Mesleği Ahlak İlkeleri Belgesi”nde; bir bilişimcinin, mesleğinin gereklerini yerine getirirken dikkat etmesi gerekenleri “Temel İlkeler” başlığı altında şu şekilde belirtmektedir:

“- Toplumun ve bireylerin güvenliğini, sağlığını ve esenliğini gözetir.

– Adil, dürüst ve güvenilir olup tüm insanlara karşı hiçbir ayrım gözetmeksizin eşit davranır.

– İnsanların özel yaşamına, saygınlığına ve iyelik haklarına saygı gösterir.”[3]

Yeni Medya Teknolojileri Meselesi

Akıllı cep telefonları, sosyal ağlar yeni medya teknolojisi ile oluşan birebir etkileşim süreçleri kitlesel iletişimde sosyal medya şeklinde ortaya çıkan yeni aşamayı anlatmaktadır. Bu teknolojiler daha şeffaf ve katılımcı bir açık toplum oluşturmaya yarayabildiği gibi manipülasyonun da etkili araçları konumundadır.

Herkesi haber kaynağı haline getiren bu yeni medya teknolojileri bireysel haberciliğin de önemli aracı haline gelmiştir. Artık elinde bir telefon bulunan kişi, yani herkes haber kaynağı sayılabilir.

Demokratikleşmede hayati önem taşıyan sivil toplumun örgütlenmesi ve sesini duyurması açısından yeni medya teknolojileri ve sosyal ağlar toplumsal gruplar arasında “anlam ağları” inşa etmektedir. Modern yaşamın atomize şekilde insanları birbirinden kopartan etkisinin bir ilginç sonucu da toplumun yalnız, etkisiz ve güçsüz kesimleri olan “sıradan vatandaşlar arasında” dayanışma kurması ile merkeziyetçi/kontrollü iletişime karşı demokratik bir açılımı ve duruşu da temsil eder.

Ana akım medyaların belirlediği yapay gündemler ve suskunluk ortamı, sosyal ağlar üzerinden farkındalık sahibi olan insanlar tarafından kırılabilmektedir.

Yeni Medya ve Örgütlenmede Yeni Evre

Ayrıca yeni medya teknolojileri kolay örgütlenme ortamı da sağlamaktadır.

Bunun yanında etkili bir manipülasyon ve kitlesel hareket aracı olarak da kullanılabilmektedir. Bunun dünyadan çeşitli örnekleri sayılabilir:

2009 Moldova’daki Twitter devrimi: Seçimleri kazanan Komünist Parti, seçimlerde hile olduğu gerekçesini ileri sürerek TV yayınları kesildiği halde sosyal ağlar üzerinden örgütlendi. Meclis binası ele geçirildi, yağmalar gerçekleşti.

İran Yeşil Devrimi: 2009 yılında seçimlerden sonra İran’da yaşanan “Yeşil Devrim”, tüm dünyada YouTube, Facebook ve Twitter kanalıyla yakından takip edilmiştir.

Greenpeace-Kaç Santim Eylemi: 2010 yılında sosyal ağlar üzerinden Tarım ve Hayvancılık bakanlığının balıklar için yasal avlanılabilir asgari boy ölçülerini belirlemesi için kamu baskısı oluşturulmasında başarı sağlanmıştır.

Arap Baharı: Sosyal medya devrimi olarak anılan Arap Baharı, işsizlik, gıda enflasyonu, siyasi yozlaşma, ifade özgürlüğü, usulsüzlükler ve kötü yaşam koşulları gibi pek çok sorun sonucunda, hiçbir ülke önceki durumuna göre daha iyi hale gelmemiş olsa da önce Tunus’ta başlamış, ardından benzer sorunlar yaşayan diğer Arap ülkelerine de yayılmıştır.

Londra isyanları: 2011 yazında Londra’da siyahi Mark Duggan’ın polis tarafından öldürülmesi ile sosyal medya etk,leş,imi aracılığı ile isyanlar başlamıştır.

We Are 99%/Occupy Wall Street: New York’ta 17 Eylül 2011 tarihinde başlayan “We Are 99%/Occupy Wall Street” hareketi, küresel kapitalizmin kalbi olarak bilinen Manhattan’dan tüm dünyaya yayılmıştır. ABD’de 100 şehir olmak üzere küresel

Ölçekte 1500 şehirde destek bulan bu hareket, büyük bankaların ve çok uluslu şirketlerin demokrasi üzerindeki yıkıcı gücüne karşı bir mücadele olarak ortaya çıkmıştır. Önemli ölçüde küresel farkındalık oluşturduğu da kabul edilmelidir.

İnternetime Dokunma: Türkiye’de çıkartılan güvenli internet yasasına karşı “İnternetime Dokunma” eylemine twitter üzerinden farklı şehirlerde eşzamanlı olarak örgütlenen binlerce kişi katılmıştır.

Küresel Ekran Karartma Eylemi: ABD senatosu tarafından yapılan Çevrimiçi Korsanlığı Önleme Yasası (Stop online piracy act (SOPA)) karşı 7 bin site örgütlenerek “Küresel Ekran Karartma” eylemi yaptı.

Teröre Lanet Eylemi: Dağlıca’da şehit edilen 24 asker için yine sosyal ağlar üzerinden örgütlenen onbinlerce insan “Teröre Lanet” mitingleri düzenledi.

Gezi Parkı Eylemi: Taksim gezi parkında ağaçların kesilmesini protesto etme bahanesiyle başlayan sosyal ağlar üzerinden örgütlen gruba polis müdahale etmiştir. Eylemler sosyal medya aracılığı ile yayılarak 48 ilde 90 farklı noktada aylarca devam etmiştir.

Görüldüğü gibi siyasal ve toplumsal sonuçlara yol açabilecek bir manivela haline gelen sosyal medya, artık devletlerin özgürlük ve güvenlik dengesini kurmaya mecbur kaldığı bir somut hareket alanı olarak ortaya çıkmış durumdadır. Bu hareketlerin her zaman masum olmadığı rahatlıkla öngörülebilir.

Dijital medya Gündemi

“We are Social” tarafından 2019’da yapılan “İnternet ve Sosyal Medya Kullanıcı İstatistikleri” isimli araştırmaya göre, Türkiye’de kullanıcıların yüzde 84’ü her gün internete giriyor ve herhangi bir cihaz üzerinden ortalama 7 saat bağlanıyor. Toplumun yüzde 12’si haftada en az bir kez çevrimiçi oluyor. Bu istatistik, ülkenin gündemine etki edebilecek bir alanla karşı karşıya olunduğunu da gösterir.

Bugün çok daha yükseldiği öngörülebilir, ama elimizdeki Mayıs 2019 istatistikleri itibarıyla, Türkiye halkının yüzde 67’si bilgisayar, yüzde 72’si mobil telefon aracılığıyla haberleri takip etmektedir. Kanaat oluşturmada yeni medya araçlarının etkinliği açıktır. Ülkenin nüfusuna oranla yüzde 63 aktif sosyal medya kullanıcısı bulunmaktadır.

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası Türkiye devlet yönetimi, sosyal medya üzerinde de denetimlerini artırmıştır. Bunun üzerine siyasi bulunabilecek biçimde, Washington merkezli sivil toplum örgütü Freedom House (Özgürlük Evi), 2016’da ilan edilen OHAL ile sosyal medya üzerindeki kontrolün arttığını belirterek ilk kez Türkiye medyasını ‘bağımsız olmayan’ (not free) kategorisinde açıklamıştır.

Reuters Enstitüsü’nün 2018 Dijital Haberler Raporu’na göre; 2016 darbe girişimi sonrası Türkiye’de Periscope ve YouTube aracılığıyla haber izleme oranları geçmiş yıllara göre hızlı şekilde artmıştır. Türkiye’de haber alma platformu olarak YouTube’un kullanımı 9 kat, Twitter’ın kullanımı ise 10 kat yükselmiştir. 2016 darbesinin sosyal medya araçlarına yönelimi bu derece artırmasının sonuçlarını ülkemiz, 2021 yılı içinde Sedat Peker’in açıklamalarının ülkede meydana getirdiği etkide de gözlemlemiştir.

Yanlı hazırlandığı eleştirilerine de muhatap olan Dijital Haberler Raporunda, Türkiye’de WhatsApp uygulamasının yüzde 30 oranında arttığı, bu uygulamanın haber alma amaçlı da kullanıldığı yer almaktadır. Raporda, baskıcı ülkelerde WhatsApp gibi mesajlaşma uygulamaların kullanımının gittikçe yaygınlaştığı yer alırken, listenin başlarında Türkiye’ye de yer verilmektedir.

Yasal Düzenleme Geldi

Elbette, önemli ölçüde batılı ülkelerin siyasal tutumlarının da Türkiye algısını bozmaya yönelik propaganda çalışmalarının etkisi olduğu öngörülebilen bu değerlendirmeler bir kenara, bir yandan da ülkemizde dijital medyada ifade ve haber özgürlüğüne ilişkin düzenlemeler gerçekleşmiştir.

Adnan Oktar’ın A9 kanalının kapatılması için Diyanet İşleri Bakanlığının RTÜK’ü göreve davet etmesiyle başlayan süreç, TBMM’de 2 Şubat 2018 tarihli bir torba yasa kapsamında dijital yayın platformlarını ilgilendiren bir tasarı ile sonuçlandı. Bunun hemen ardındansa, internet üzerinde yapılan yayınları RTÜK denetimine bağlayan söz konusu torba yasa Meclis’ten geçti. Bu yasa, Netflix, Euronews Türkçe, BBC Türkçe, BluTV, Youtube, Medyascope, Webiztv gibi Türkçe yayın yapan tüm basın ve yayın kurumlarını ilgilendirmektedir.

Bazı Öneriler

Bütün bu açıklamalardan sonra bazı öneriler de gündeme getirmenin zamanıdır:

  1. Sosyal medya çok boyutlu bir etkileşim alanı olması nedeniyle tek taraftan bakarak hazırlanan düzenlemeler kalıcı olmayabilir. Sosyal medya politikaları ünlü sosyal medya aktivistleri, STK temsilcileri, alanda uzman iletişimci akademisyenler, siyasiler, bürokratlar, hukukçular ve sektör girişimcilerinden oluşan bir kurulun hazırlık çalışması üstüne bina edilmelidir.
  2. Ülkenin bir sosyal medya manifestosuna ihtiyacı vardır. Zira sosyal medyayı amacı dışında kullanan çalışmalara kısıtlama getirmekle sosyal medyaya karşı olmak arasında bir çizginin oluşamadığı bu ortam, liberal anlayışı yansıtan yasal düzenlemelerin bile kısıtlayıcı yorumlarla uygulanmasına neden olmaktadır.
  3. Sosyal medya alanında düzenleyici rol verilen kurumların yapısal olarak kendilerinin demokratik temsil niteliğinin artırılması ve statü olarak bağımsızlığının sağlanması son derece önemlidir.
  4. Sosyal medyaya da doğrudan etki ettiği için Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün güvencelerinin daha sağlamlaştırılması gereklidir.
  5. Sosyal medya etik kuralları ilan edilmelidir. Sosyal medyada da özgür ve adil rekabetin sağlanması için gerekli yasal, siyasal ve idari tedbirler alınmalıdır.
  6. Telif hakkının korunması, internet tarafsızlığı ve internette ifade özgürlüğü arasında daha eşit bir dengenin sağlanması gereklidir. AİHM kararlarının ulusal düzeyde uygulanmasının geliştirilmesi ve yeni yargısal iş birliği modellerinin teşvik edilmesi uygun olacaktır.
  7. Sosyal medyada özdenetim sorumluluğu üzerine yöntem ve mekanizmaları geliştirici bir düşünce yoğunlaşması sağlanmalıdır.

[1]https://www.researchgate.net/profile/Selin_Bitirim_Okmeydan2/publication/316446136_Yeni_Iletisim_Teknolojilerini_Sorgulamak_Etik_Guvenlik_ve_Mahremiyetin_Kesistigi_Nokta/links/5b13e1f1a6fdcc4611e06c80/Yeni-Iletisim-Teknolojilerini-Sorgulamak-Etik-Guevenlik-ve-Mahremiyetin-Kesistigi-Nokta.pdf

 

[2]  https://eski.tbd.org.tr/usr_img/kamu_bib/CG2%20Rapor-28.04.2011.pdf

 

[3]  https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/72510/509472%20%281%29.pdf?sequence=1&isAllowed=y

 

İnsan Hakları: Kutsal Görev

  • 360 Görüntülenme Sayısı

ARSLAN’DAN ÇANAKKALE KONFERANSLARI

  • 310 Görüntülenme Sayısı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Hakkımda
Hakkımda
Merhaba. Bu sayfalarda birlikte olmaktan son derece mutluyum. Hoş geldiniz. Hayat yolundayız. Her birimiz ayrı bir mecradan, farklı bir maceradan geliyoruz...

Site Toplam Ziyaretçi: 863532

Son Yüklenenler

Paylaşımlarımdan Haberdar Olmak İster misiniz?